Bu sayfamızda Ludwig Wittgenstein Sözleri, Ludwig Wittgenstein Alıntılar yer almaktadır.

LUDWİG WİTTGENSTEİN SÖZLERİ

Ben kendi dünyamım.

Dil dünyayı resmeder.

Kuşku inançtan sonra gelir.

Başkalarının derinlikleriyle oynama.

Dua, hayatın anlamının düşünülmesidir.

Üzerine konuşulamayan hakkında susmalı.

Felsefenin amacı felsefeyi yok etmektir.

Üzerine konuşulamayan konusunda susmalı.

Dilimin sınırları, dünyamin sınırlarıdır.

Mantık kendi başının çaresine bakmalıdır.

Sonu olmayan bir kuşku, kuşku bile değildir.

Neye inandığımız, ne öğrendiğimize bağlıdır.

Dünya, nesnelerin değil olguların toplamıdır.

Sözcük ne kadar eskiyse o kadar derine ulaşır.

Her şeyden kuşkulanan bir kuşku, kuşku olmazdı.

Bir şey üzerinde konuşulamıyorsa susmak gerekir.

Eğer bir aslan konuşabilseydi, onu anlayamazdık.

Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarını belirler.

Ancak kendinde devrim yapabilen devrimci olabilir.

Armağan saydığın şey, çözmen gereken bir sorundur.

Dilimin sınırları dünyamın sınırlarını temsil eder.

Mutlunun dünyası, mutsuzunkinden başka bir dünyadır.

Ad vermek, bir şeye etiket iliştirmekten farksızdır.

Bir sözcüğün anlamı, onun dil içindeki kullanımıdır.

Tarihin benimle ne işi var? Benimki ilk ve tek dünya.

Felsefi problemler dil tatile gittiği zaman ortaya çıkar.

Demokrasi insanları sayar, halbuki onları tartmak gerekir.

Düşünmek benim yaptığım bir şey değildir, bana olan şeydir.

Kuralları öğrenmek, aslında sizin yargılarınızı değiştirir.

Hakkında konuşamayacağımız şeylerde sessiz kalmamız gerekir.

Düşündeki düğümleri çözmek sorunları çözmekten daha önemlidir.

Neden buradayız bilmiyorum, ama eğlenmemiz için olmadığı kesin.

Korku, hayat hakkındaki yanlış bir kanaatimizden kaynaklanıyor.

Bir Tanrı’ya inanmak, hayatın anlamı sorununu anlamak demektir.

Ben her nesneyle nesnel olarak karşılaşır, ama ben’le karşılaşmaz.

Kafatası açılan her insanın bir beyninin olması ne tuhaf rastlantı!

Mutlu olan tek yaşam, dünyanın hoş yanlarından vazgeçebilen yaşamdır.

Temellendirilmiş inanışın temelinde, temellendirilmemiş inanış yatar.

Eğer doğruyu söylemek işimize yaramıyorsa neden doğruyu söyleyelim ki?

Felsefenin amacı nedir? Şişeye düşen sineğe çıkış yolunu göstermektir.

David Hume Sözleri

Bu sayfamızda David Hume Sözleri yer almaktadır. DAVİD HUME SÖZLERİ Hiçbir şey insanın hayal gücün

Felsefe, zekâmızın dil aracığıyla büyülenmesine karşı bir mücadeledir.

İyi temellendirilmiş inancın temelinde, temellendirilmemiş inanç yatar.

Eğer insanlar hiç aptalca şeyler yapmasaydı, akıllıca işler yapılamazdı.

Bir Tanrı’ya inanmak, yaşamın anlamı hakkındaki soruyu anlamak demektir.

Ancak çok mutsuz bir insanın başka bir insan için üzülmeye hakkı vardır.

Yaptıklarımızın büyük bir bölümü bir düşünme tarzını değiştirme sorunudur.

Yalnızca ruhla şişirilmiş boş bir balon gibi ortalıkta dolaşmak utanç verici.

Söylenebilir ne varsa, açık söylenebilir; üzerine konuşulamayan konusunda da susmalı.

Mantıksız olan hiçbir şeyi düşünemeyiz, çünkü o zaman mantıksız düşünmemiz gerekirdi.

Zaman nedir? Eğer kimse bana sormasa biliyorum; ama soran kişiye açıklamak istesem bilmiyorum.

Ama bilgelik benim Freud’dan asla beklemediğim bir şeydir. Akıllılık tamam, ama bilgelik değil.

Her şeyden kuşkulanmaya çalıştığınızda, herhangi bir şeyden kuşkulanacak kadar ilerleyemezsiniz.

Felsefede ben’den, psikolojik olmayan anlamda söz edilebilecek ve edilmesi gereken bir yol vardır.

Sizi kendisini benimsemeye zorlayan açıklamanın kesinlikle iğrenç bir açıklama olduğu doğru olabilir.

Ben bir anlamda bir düşünme tarzının, karşıt bir düşünme tarzının karşısında propagandasını yapıyorum.

Kolum yukarı kalkar olgusunu kolumu yukarı kaldırırım olgusundan çıkarırsak geriye ne kalır? İnsan kalır.

Felsefi hastalığın ana nedeni-tek yanlı bir diyet:insanın düşüncesini yalnızca tek bir örnekle beslemesi.

Felsefe, başka türlü sanki bulanık ve kaypak olan düşünceleri, açık kılmalı, keskin olarak sınırlamalıdır.

Bir şeyin adını sorabilmek için insanın zaten bir şey bilmesi (ya da bilebilmesi) gerekir. Ama neyi bilmesi ?

Dilegetirilemeyen bir yanıtın sorusu da dilegetirilemez. Gizem yoktur. Bir soru sorulabiliyorsa, yanıtlanabilir de.

Bir insan kilitli olmayan, ama içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna itiyor, çekmek aklına gelmiyorsa, odada hapistir.

Dünyadaki başka insanların bana dünya hakkında söyledikleri, benim dünya deneyimimin çok küçük ve önemsiz bir kısmıdır.

Mantık yalnızca gerçeklikle ilgilenir. Bu yüzden de tümceler YALNIZCA gerçekliğin resimleri oldukları ölçüde tümcedirler.

Ölümden sonraki yaşama ilişkin esas soru, onun gerçek olup olmadığı değil, gerçekse bile bunun ne gibi sorunları çözdüğüdür.

Başkalarına, senin için ifade ettiğinden daha fazla bir şey ifade edemez. Sana neye mal olmuşsa, onlar da o kadar ödeyecekler.

Benim ruhum demeyi yeğlediğim gerçekten yalnız bir tek ruh dünyası var ve ancak onunla başkalarının ruhu dediğim şeyi kavrarım.

Sise bakıyorsun ve bu yüzden hedefin zaten yakın olduğuna kendini inandırıyorsun. Ama sis dağılır ve hedef hala görünürde değildir.

Bir hayvanı, öfkeli, korkmuş, üzgün, sevinçli, ürkmüş olarak canlandırabiliriz kafamızda. Peki ya umutlu olarak? Neden yapamayız bunu?

Dil, konuşmak, yazmak, bir otobüsle seyahat etmek, birisiyle buluşmak gibi, geniş bir faaliyetler alanının karakteristik bir devamıdır.

Mantığın tüm önermeleri totolojinin genellemeleridir ve totolojinin tüm genellemeleri mantığın önermeleridir, bunlardan başka mantıksal önerme yoktur.

Bertrand Russell Sözleri

Bu sayfamızda Bertrand Russell Sözleri yer almaktadır. Bilimde gerçek yalnızca bir an'dır. Sev

Biz, felsefe yaparken, tıpkı uygar insanların ifadelerini duyan, onlar üzerinde yanlış bir yorum yapan ve sonra da ondan en tuhaf sonuçları çıkaran vahşilere, ilkellere benzeriz.

Şişenin içinden dışarı çıkmak isteyen ama sürekli cama toslayarak, sersemleyen sineğe: dışarısını görebilirsin bunu anlıyorum, ama asla dışarı çıkamazsın! Sen cama toslamaya mahkumsun.

Bir zamanlar, Tanrı’nın her şeyi yaratabileceği, ama, yalnızca, mantık yasalarına aykırı bir şeyi yaratamayacağı söylenirdi. Çünkü “mantıksız” bir dünyanın neye benzediğini söyleyemeyiz.

Felsefi şaşkınlığa düşmüş kişi, bir sözcüğün kullanım tarzında bir yasa görür ve, bu yasayı tutarlı bir şekilde uygulamaya çalıştığında, paradoksal sonuçlara götüren durumlarla karşılaşır.

Acaba yaptığımızın ne kadarı düşünme biçimimizi değiştiriyor, yaptığımın ne kadarı düşünme biçimimi değiştiriyor, hepsinden önemlisi yaptığımın ne kadarı insanları düşünme biçimlerini değiştirmeye ikna ediyor.

Bulanık bir kavram, bir kavram mıdır ? Belirsiz bir fotoğraf bir kişinin bir resmi midir ? Hatta belirsiz bir resmin yerine temiz olanını koymak her zaman bir avantaj mıdır ? Çoğu kez tamamen gereksinim duyduğumuz, bu belirsizlik değil midir ?

Düşünmeye bir sınır çizmek için, bu sınırın iki yanınıda düşünebilmemiz gerekirdi (yani düşünülmeye elvermeyeni düşünebilmemiz gerekirdi.) Sınır, öyleyse, yalnızca dilin içinde çizilebilecektir ve sınırın ötesinde kalan düpedüz saçma olacaktır.

Dil düşünceyi örter. Öyle ki, örtünün dış biçiminden, örtülen düşüncenin biçimi konusunda sonuç çıkarılamaz, çünkü örtünün dış biçimi, tamamiyle başka amaçlar için kurulmuştur; gövdenin biçimini belli etmek amacıyla değil. Gündelik dilin anlaşılması için yapılan sessiz düzenlemeler, korkunç derecede karmaşıktır.

Düşünmenin meydana geldiği yerden söz edeceksek, bu yerin, üs­tüne yazdığımız kağıt ya da konuşan ağız olduğunu söylemeye hakkı­mız vardır. Ve kafadan ya da beyinden düşüncenin yeri olarak söz edersek, bu, “düşünmenin yeri” ifadesini farklı bir anlamda kullanmaktır. Kafaya düşünmenin yeri demenin sebeplerinin neler olduğu­nu araştıralım.